fisosif
Düşünceler, deneyimler, dönüşümler
Son Yazılar
- Temmuz 2026 (2)
- Haziran 2026 (1)
- Mayıs 2026 (2)
- Nisan 2026 (1)
- Mart 2026 (8)
- Şubat 2026 (6)
- Ocak 2026 (5)
- Aralık 2025 (1)
- Kasım 2025 (1)
- Ekim 2025 (5)
- Eylül 2025 (8)
- Ağustos 2025 (17)
- Temmuz 2025 (17)
- Haziran 2025 (1)
iletisim@fisosif.com
Yıl: 2026
-
Çocukken bazı çikolataları yiyemezdik. Çünkü onlar misafir içindi. Bazı koltuklara oturamazdık. Bazı tabaklar kullanılmazdı. Evin en güzel odası aslında bize ait değildi. Büyüdük. Misafir odasını biz de kullanır olduk; ama sadece misafir gelince. O güzel koltuklar, o porselen tabaklar, o hiç açılmamış çikolatalar… Hepsi orada durur, bekler. Biz onlara dokunmayız. Çünkü onlar bizim değildir. Misafirindir.…
-
Yazgınızda var olan her şey, aynı zamanda sizi var eden şeylerdir. Mesele onunla ilişkinizde saklıdır. Bunu söylemesi kolay. İnanması zor. Yaşaması ise bambaşka bir şey. Her yıl bu günlerde kendime küçük bir hesap sorma geleneğim var. Büyük iddialar, dramatik dönüşümler değil, sadece dürüst bir bakış. Ne koydum ortaya, ne aldım geri, neyi bıraktım, neyi taşıdım.…
-
Anadolu’da kurt belalıdır. Yaşar Kemal’in anlattığına göre, bir kurt sürüye daldığında yalnızca bir hayvanı alıp götürmez; bütün sürüyü dağıtır. Sabah olduğunda geride korkmuş, yaralanmış, işe yaramaz hale gelmiş bir sürü kalır. Geçimini birkaç koyundan, birkaç keçiden sağlayan köylü için bu büyük bir yıkımdır. Bu yüzden kurt yakalandığında hemen öldürülmez. Köylü, kurdu diri ele geçirir. Ona…
-
Dün ilginç bir farkındalık yaşadım. Bazı düşünceler vardır; gelir, birkaç dakika zihninizde dolaşır ve kaybolur. Bazıları ise geldiği anda başka kapılar açar. Bu öyle bir düşünceydi. Sahilde oturuyordum. Sakin bir koy. Kuş sesleri, dalgaların düzenli ritmi, insanı yormayan bir güneş. Uzun zamandır sevdiğim küçük alışkanlıklardan biriyle oyalanıyordum. Taşları üst üste diziyordum. Bunu neden sevdiğimi tam…
-
Çok muallak bir dönem geçirdim. Yazıyla kavgamın, kendimle yaptığım uzun bir ateşkes sonucunda sona erdiğini umuyorum. Sessizliğin arkasında kopan fırtınalar yerini daha sakin bir iklime bıraktı. Uzun zamandır ilk kez içimde yeniden yazma isteği hissediyorum. Bu yüzden sizleri sondan başa doğru küçük bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Ruhum bu baharı enteresan bir İspanya seyahatiyle karşıladı. Barselona’da…
-
İnsan hayatının bazı anlarında etrafına bakar ve kimseyi bulamaz. Ailenin eli yetişmez, devlet uzak kalır, talih susar. O anda bir şey öğrenir: kendine yetmeyi. Bu öğrenme çoğu zaman zorunluluktan doğar. Seçenek kalmaz, insan harekete geçer. Ama bazen hiç gelmez. İnsan yaş alır, yine de birinin onu taşımasını bekler. Fiziksel değil, zihinsel bir taşıma. Destek olmadan…
-
Bir kitabın sonunu bilseydiniz okur muydunuz? Durun, sakince düşünün. Sadece retorik bir soru değil bu. Gerçekten sorun kendinize. Elinizde bir roman var, ilk sayfayı açmadan önce son sayfayı okudunuz. Kimin öldüğünü biliyorsunuz, kimin kimi terk ettiğini biliyorsunuz, o büyük dönüm noktasını biliyorsunuz. Şimdi başa dönün ve okumaya çalışın. Bir şey eksik. Tam olarak ne olduğunu…
-
Önünüzde bir insan kafatası olduğunu hayal edin. Soğuk, sessiz, kaçınılmaz. Bu yazı boyunca konuşacağım her şey; teknoloji, veri, güç, sosyal medya, özgürlük yanılsaması sonunda oraya çıkıyor. Bütün bu sistemler var olmaya devam edecek. Bir zaman sonra siz olmayacaksınız. O yüzden asıl soru tek: Siz var olurken ne yaptınız? Modern teknokratların olağanüstü insanlar olduğuna inandırıldık. İmparatorluklarına…
-
Uyku tutmadı bu gece. Tavana bakıyorum. Zihin dönmeye başlıyor ve o soru geliyor: Şu an dediğimiz şey gerçekten var mı? Sormamalıydım. Artık uyuyamazsın, Fiso. Zaten buradasın. Zaman bence sandığımız gibi değil. Daha kişisel, daha kırılgan. Bu gece aklımda üç başlık var. Ayrı duruyorlar ama aynı yere çıkıyorlar: Sen kimsin ve ne zamansın? Beyin bir editör…
-
Trilyonlarca hücre kusursuzca çalışıyor. Peki zihin ne yapıyor? Şu an bedeninizde tam olarak 37,2 trilyon hücre var. Her biri kendi başına bir fabrika. Kendi enerji santrali, kendi arşivi, kendi iletişim ağı. Ve bu fabrikaların hiçbiri toplantı yapmıyor, strateji belgesi hazırlamıyor, vizyon sunumu yapmıyor. Sadece çalışıyor. Hatasız, sessiz ve şikâyetsiz. Sabahın dördünde da, öğleden sonra üçte…