Kategori: Serbest Yazılar

  • İnsan hayatının bazı anlarında etrafına bakar ve kimseyi bulamaz. Ailenin eli yetişmez, devlet uzak kalır, talih susar. O anda bir şey öğrenir: kendine yetmeyi. Bu öğrenme çoğu zaman zorunluluktan doğar. Seçenek kalmaz, insan harekete geçer. Ama bazen hiç gelmez. İnsan yaş alır, yine de birinin onu taşımasını bekler. Fiziksel değil, zihinsel bir taşıma. Destek olmadan…

  • Bir kitabın sonunu bilseydiniz okur muydunuz? Durun, sakince düşünün. Sadece retorik bir soru değil bu. Gerçekten sorun kendinize. Elinizde bir roman var, ilk sayfayı açmadan önce son sayfayı okudunuz. Kimin öldüğünü biliyorsunuz, kimin kimi terk ettiğini biliyorsunuz, o büyük dönüm noktasını biliyorsunuz. Şimdi başa dönün ve okumaya çalışın. Bir şey eksik. Tam olarak ne olduğunu…

  • Önünüzde bir insan kafatası olduğunu hayal edin. Soğuk, sessiz, kaçınılmaz. Bu yazı boyunca konuşacağım her şey; teknoloji, veri, güç, sosyal medya, özgürlük yanılsaması sonunda oraya çıkıyor. Bütün bu sistemler var olmaya devam edecek. Bir zaman sonra siz olmayacaksınız. O yüzden asıl soru tek: Siz var olurken ne yaptınız? Modern teknokratların olağanüstü insanlar olduğuna inandırıldık. İmparatorluklarına…

  • Uyku tutmadı bu gece. Tavana bakıyorum. Zihin dönmeye başlıyor ve o soru geliyor: Şu an dediğimiz şey gerçekten var mı? Sormamalıydım. Artık uyuyamazsın, Fiso. Zaten buradasın. Zaman bence sandığımız gibi değil. Daha kişisel, daha kırılgan. Bu gece aklımda üç başlık var. Ayrı duruyorlar ama aynı yere çıkıyorlar: Sen kimsin ve ne zamansın? Beyin bir editör…

  • Trilyonlarca hücre kusursuzca çalışıyor. Peki zihin ne yapıyor? Şu an bedeninizde tam olarak 37,2 trilyon hücre var. Her biri kendi başına bir fabrika. Kendi enerji santrali, kendi arşivi, kendi iletişim ağı. Ve bu fabrikaların hiçbiri toplantı yapmıyor, strateji belgesi hazırlamıyor, vizyon sunumu yapmıyor. Sadece çalışıyor. Hatasız, sessiz ve şikâyetsiz. Sabahın dördünde da, öğleden sonra üçte…

  • Kierkegaard’ın o meşhur, sarsıcı cümlesini bilirsiniz: “Hayat geriye doğru anlaşılır, ancak ileriye doğru yaşanmak zorundadır.” İlk duyduğumda zihnimdeki birçok parça yerine oturuvermişti. Hem derin bir teselli hem de kaçınılmaz bir teslimiyet gizli bu gerçekte. Düşünün: Şu an içinden geçtiğiniz karmaşanın, dökülen gözyaşlarının ya da uykusuz gecelerin anlamını ancak o an “geçmiş” olduğunda kavrayabiliyorsunuz. O biten ilişki, kaybedilen…

  • Birinin kalbinde yer etmek, dünyada sahip olabileceğiniz en değerli şeylerden biridir. Bir arkadaşınızın, iş arkadaşınızın ya da tanıdığınızın sizi başka birine referans göstermesi ise o yerin ne kadar derin olduğunun sessiz bir itirafıdır. Peki bu kadar sıradan görünen bir jest neden bu denli değerli? Gelin birlikte düşünelim. Referans, güvenin bir itirafıdır. Biri sizi başkasına referans…

  • “İstersen kütüphanelerini de kapat ama benim zihnimin özgürlüğünün üstüne kapatabileceğin ne bir kapı, ne bir kilit ve ne de bir sürgü var.” — Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda 8 Mart, dünya genelinde kadınları anmak, haklarına dikkat çekmek ve kazanımlarını kutlamak için ayrılmış özel bir gündür. Bu gün, yalnızca Amerika’daki eşitlik mücadelesinin ürünü olarak kalmamış;…

  • Bir gün öleceksin. Bunu biliyorsun. Ama şu an bu cümleyi okurken içinde ne hissediyorsun? Büyük ihtimalle hiçbir şey. Belki hafif bir rahatsızlık, hızla bastırılan bir şey. Sonra sayfayı çeviriyorsun, telefona bakıyorsun, kahveni içiyorsun. Devam ediyorsun. İşte tam bu “bu geçiştirme” insanın ölümle kurduğu en yaygın ilişkidir. Ben de uzun süre geçiştirdim. Bu yazıyı yazmayı aylarca…

  • Biz garip bir halkız. Sabah kalabalık bir metrodan inip öğle vakti tıklım tıklım bir çay ocağında oturuyoruz, akşam yine bir sürünün parçası olarak eve dönüyoruz. Yüz yüze, omuz omuza, neredeyse nefes nefese yaşıyoruz. Ama birbirimize bakışlarımızda giderek daha az şey var. Gözlerin içi bir yerde kapanmış, dudaklar bir zamanlar refleks olan “geçmiş olsun”u artık kelimesi…