Bir cümle doğar.
Ve o cümlenin nereden geldiğini asla tam olarak bilemezsin.
Bir anda zihinde belirir, sanki seninmiş gibi hissedersin.
Oysa belki de, bir milletin en derin yerinden “kolektif bir bilinçten” süzülmüştür.

Bir ışık söner, bir fikir yanar.
İkisinin arasında bir fark yoktur; yalnızca beden değişmiştir.
Çünkü bazı insanlar yalnızca bir ömrü değil, bir çağın düşünme biçimini de kurarlar.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk onlardan biridir:
Bir bilincin, bir halkta vücut bulmuş hâli.

“Ben düşünüyorum” diyen bir ulus yaratmak için,
önce “ben” demeyi öğretmişti.
Her yurttaşın içinde yankılanan o sade ama sarsılmaz ses,
aslında hâlâ onun sesidir.

Biz konuşmaya başladığımızda,
o cümle sürmeye devam eder:
Cumhuriyetin diliyle,
özgürlüğün anlamıyla,
vicdanın nabzıyla.

O’nu anlayan başka konseptlere ihtiyaç duymaz.
Açtığı yol, gösterdiği hedef tek başına yeterlidir.
Elbette anlamak, yüksek vicdan, haysiyet şeref gerektirir.

Tarih bir aynadır.
Ve biz, o aynada kendimize baktığımızda onu görürüz:
Düşünürken, çalışırken, direnirken.

Atatürk artık bir beden değil;
düşüncenin kendi içinden doğan bir ritimdir.
Bir milletin var olma biçimidir.

O yüzden 10 Kasım, bir anma değil, bir yankıdır.
Sessizliğe bürünmüş bir ülkenin,
yeniden kendi sesini dinleme anıdır.

9’u 5 geçe hayat donar.
Herkes aynı anda saygı duruşuna geçer.
Çünkü bir fikir gerçekten ölmez;
yalnızca biçim değiştirir, insan değiştirir, çağ değiştirir.

Her “Atamızı özlüyoruz” cümlesi aslında bir teşekkürdür:
Bizi düşünen varlıklar hâline getiren vizyonu için, Cumhuriyet fikri için.
Özgürlüğü, onuru, iradeyi bir yaşam biçimine dönüştürdüğü için.

Bizim adımıza başlayan o büyük cümle hâlâ yazılıyor:
Her okulda,
her laboratuvarda,
her vicdanlı kararda,
her dirençli kalpte.

Ve bir gün yine sessizlik olur.
Ama o sessizlik bile onun düşüncesiyle aydınlanır.
Çünkü her nokta, başka bir bilincin başlangıcıdır.

Atatürk’ün bıraktığı cümle de budur:
Bitmeyen,
her nesilde yeniden doğan bir ışık.

Bana bugün hür irademle kendime ait bir dilde yazma imkanı verdiği için sonsuz minnetle, saygı ve sevgiyle.
1283, Daima İçimizde.

Posted in

Yorum bırakın