Sevginin herkesi ve her şeyi kapsadığı senaryolara yabancılaşmaya başladığımdan beri hiçbir şeye güvenim kalmadı. ‘Yaradılanı koşulsuz sev’ tarzı öğütler artık bende karşılık bulmuyor—çünkü sınırsız sevgi, sevginin değerini yok ediyor. Yıllarca ‘sana taş atana gül at’ düsturu beni modern çağa karşı pasifleştirmiş, bununla birlikte çekincelerime mükemmel bir kılıf olmuş. Ben artık herkesi sevmiyorum. Sevgim seçici, sınırlı ve bu yüzden değerli. Tanımayanlar için yanlış anlaşılmayı hemen düzelteyim: ben değerliyim diye değil, sevgi ve sevebilme yeteneğim değerli. Sevginin ötesi diye bir yer sadece romantik Mevlana hikayelerinde saklı.
Sosyal medyanın hayatımıza girdiği o ilk yılları hatırlayın. Henüz performansın zorunluluğu yoktu, sadece paylaşmanın masumiyeti vardı. Facebook’ta arkadaşlarını etiketleme özelliği… ‘Sınıfın Enleri’, ‘Hangi Dizi Karakterisiniz’, gibi oyunlar. O zamanlar dijital kimliklerimiz henüz bir yük değil, eğlence aracıydı. Şimdi düşünüyorum da, o dönemin sahte samimiyeti bile bugünün sahte samimiyetinden daha gerçekti. İçlerinden bir tanesi hep içimde yer etmiş ki bugün bu satırlarda onu anıyorum: ‘En Sevdiklerim’. Ne kadar da kolaydı o zamanlar sevmeyi listelemek, kategorize etmek, sergilemek. Bilmiyorduk ki sevgimizi de metaya dönüştürüyorduk.
Yıllarca sevgiyi çok temiz, çok duru haliyle yüreklerimizde var ettik. Her insanın her koşulda yardımına tereddüt etmeden koştuk. O zamanlar sevgi daha kolaydı, daha mümkündü. Artık her şeyden önce ben değiştim. Tabii ki tek başıma Kafkavari bir değişim gibi değildi. Ben değiştim çünkü biz değiştik, ülke değişti, varoluş değişti, etik değişti, güven değişti. Değişim domino etkisi gibi birbirini tetikledi.
Bir kısmınızı sevmiyorum. Hala nefret kelimesini kullanabilecek kadar kalbimi karartmama taraftarı olsam da bunun yerine ‘hiç sevmiyorum’ ifadesini seçeceğim. Evet, aşağıda Facebook vari bir tarzla dışa vuracağım-sevmediklerim tam liste:
1. Toplumsal düzeyde kendini hiçbir şekilde geliştiremediği gibi başka herhangi bir gelişime de tamamen öfke duyan insanları anlıyorum ama sevmiyorum.
2. Kendi çıkarları için ailecek planlar yapabilen, her türlü hileye kollektif bir yakınlık sergileyen—sadakat maskesi takan insanları sevmiyorum.
3. Açıkça yalan söyleyen, bunu ifade etmekten çekinmeyen bu nedenle bizleri sürekli gerçeklikle savaşmak durumunda bırakan insanları hiç sevmiyorum.
4. Zayıf olduğunu düşündüğü herkesi ezen, güçlü olduğunu sandığı herkese de dalkavukluk yapan—güç yanılsamasında yaşayan insanları sevmiyorum.
5. Başkasının başarısını hazmedemeyen, sürekli kendi başarısızlığını başkalarına yıkan—kendi iç hesaplaşmasından kaçan insanları sevmiyorum.
6. Empati yapmayı zayıflık sanan, acımasızlığı güç olarak gören—kalbini taşlaştırmış insanları sevmiyorum.
7. Kendi doğrularını herkese dayatan, farklı düşünceyi tehdit olarak algılayan—çeşitlilikten korkan insanları sevmiyorum.
8. Sürekli mağdur edebiyatı yapıp sorumluluk almayan—kendi hayatının seyircisi olan insanları sevmiyorum.
9. Her konuşmayı kendi hikayesine çeviren, sürekli kendinden bahseden—dinlemeyi unutmuş insanları sevmiyorum.
10. Parasını, statüsünü, eğitimini başkalarını aşağılamak için kullanan—üstünlük yanılsamasında yaşayan insanları sevmiyorum.
Mevcut sistemin her bir zerresine sirayet etmiş kötülüğü meşrulaştıran, kendi adamı olmayan hiç kimseye göz açtırmayan, önündeki yemeğe bile göz diken, yıllardır huzur diye bir şey bırakmamış mahallemizin afacan kedisini hem anlamıyor hem sevmiyorum.
Cumhuriyet ile kavgalı olan, neden kavga ettiğini bile bilmeyen, insanı kendi formatı dışında hiçbir şekilde kabul edemeyen insanları sevmiyorum.
Sosyal anlamda kendini geliştirememiş, geliştiremediği için komplekslerini yeni bir kişiliğe çevirmiş, bu kişiliği ile var olduğumuz keyifli anlarımızı zehir etme işine girmiş insanları anlıyorum ama hiç sevemiyorum.
Elimdeki liste çok uzun. Ama sevdiklerim, benimle birkaç dakika sohbet eden biri için bile oldukça belli. İyi insanları, naif insanları, nazik ve zarif insanları, kendini ve çevresini geliştiren, iyileştiren insanları çok seviyorum. Sayılarının artmasını, nesiller boyunca çoğalmalarını diliyorum.
Son birisi daha var çok sevdiğim. Evet sen, seni de çok seviyorum. Tereddütlerinle, korkularınla, baktığın aynada gördüğün kişiyi—seni de çok seviyorum.
Sevgi herkesin alabileceği, herkesin hak ettiği bir şey değil artık. Çocukluğumdan bu yana bana “herkesi sevmen” öğretildi. Halbuki bu beni geliştirmek yerine pasif hale getirmiş.
Aynı şekilde ülkemde de benim gibi insanlar herkesi severek toplumu düzelteceğine inanıyor. Ben artık buna baştan karşı çıkıyorum. Bu ülkeyi artık herkesi sevmemek kurtaracak.
Sevgiler.
05/07/2025
Yorum bırakın