fisosif
Düşünceler, deneyimler, dönüşümler
Son Yazılar
- Ocak 2026 (1)
- Aralık 2025 (1)
- Kasım 2025 (1)
- Ekim 2025 (5)
- Eylül 2025 (8)
- Ağustos 2025 (17)
- Temmuz 2025 (17)
- Haziran 2025 (1)
iletisim@fisosif.com
Ay: Eylül 2025
-
Herkes özgürlükten bahsediyor ama kimse özgür olmak istemiyor.Çünkü özgürlük, zincirlerini kırmak değil, zincirlerinden mahrum kalmaktır. İnsan, özgürlüğü arzuladığını söyler ama konforunu, alışkanlıklarını, bağımlılıklarını bırakmaya yanaşmaz.Bu yüzden en büyük yalanımız şudur: “Özgürlüğü istiyoruz.”Hayır, istemiyoruz.Biz sadece tutsaklığımızı daha parlak zincirlerle bezemek istiyoruz. Özgürlük konforu alır.Alışkanlıkların çatısını söker.Sabah işe gitmemek kulağa özgürlük gibi gelir ama düzeni, maaşı, güvencesiyle birlikte…
-
Bu aralar havalar bir öyle bir böyle… Bir bakıyorsun güneşli, bir bakıyorsun yağmurlu. Tam da bu geçiş dönemlerinde hepimizin burnu akıyor, boğazı yanıyor, ciddi bir kırgınlık dolaşıp duruyor. Çoğumuzun çözümü belli: hemen vitaminlere sarılıyoruz. C vitamini, magnezyum, çinko… Raflarda ne varsa eve dolduruyoruz. Bedenimize faydası tartışılmaz ama bazen unuttuğumuz başka takviyeler de var: ruhu ve…
-
Zihin–beden ilişkisinin kavgalı olduğu bir günün akşamında yine aynı yerde, mutfak masasında buldum kendimi. Tuhaf değil mi; en stresli anlarımızda bile aynı köşeye sığınışımız… Sanki o masa, kaosa karşı tek sabit noktamız. Bu sefer niyetim kesindi. Geçtiğimiz günlerde yarım bıraktığım yerden meditasyona devam edecek, orman keşfimi tamamlayacak, hatta fırsat bulabilirsem inşa ettiğim evime geri dönecektim.…
-
Son günlerde damak zevkimde derin bir yoksunluk, bir tatsızlık hissediyorum. Bu, sadece yediğim yemeklerle ilgili değil; hayatın genel akışına sinmiş olan bir tür duygu kaybı. Zaten sık sık dile getirdiğim o genel mutsuzluk hali, toplumun her katmanına sirayet etmiş durumda. İnsanların yüzlerindeki gergin ifade, ses tonlarındaki bezginlik, gözlerdeki dalgınlık… Her şey, ortak bir ruh halinin…
-
Güzel bir şeyler yazmak istiyorum bu sabah. Düşündüm düşündüm bulamadım. Sonra etrafımda olan bitenlerden sıyrılıp kendime basitçe bir soru sordum; “Ben ne yapabilirim?”. Kalktım, mutfağa doğru ilerledim. Aklıma gelen her yeni görevi bir kenara attım. Mutfakta sade bir masa ve iki sandalye bana bakıyorlardı. Hiçbir şey yapmadan oturmayı denedim. Bunu ancak deneyenler anlayabilir. İnsan hiçbir…
-
Uzun zamandır zihnimi meşgul eden bir mesele var. Aslında bu sadece benim değil, hepimizin hayatına dokunan bir konu. Günlük yaşamda tekrar tekrar karşıma çıkan, küçük gibi görünen ama giderek büyüyen bir boşluktan bahsediyorum: birbirimize iyi gelme ihtimalimizi farkında olmadan elimizin tersiyle itiyoruz. Restorana giriyorsunuz, karşınıza çıkan kişi sadece işini bitirmeye odaklı. Ne tebessüm, ne ilgi……
-
“Sende çok değiştin Ankara.” Argümanlarımızı çöpe attığımız bir sabaha açtım gözlerimi. Kendine özgü kapalı havasıyla, içimi ürperten serinliğiyle yine “ben buradayım” diyorsun bize. Başkent eski formuna kavuşmuş. Ve biz de yeniden kavuşan iki dost gibi aynı masada oturmuş, hasbihal ediyoruz. Bugün ilkokuldan liseye tüm okulların açıldığı gün. Çocukluğumun o sabahlarını anımsıyorum: aynı serin hava vardı…
-
Telefonumda eski bir ses kaydını dinliyordum. Kaydı başlattım ve bir ses duydum: “Merhaba, nasılsın?” Donakaldım. Bir an kime ait olduğunu çıkaramadım. Sonra fark ettim: Bu benim sesimdi. Kendi sesime yabancılaşmıştım. Bu tuhaf deneyimi yaşamış olmalısınız: kendi sesinizi kayıttan dinlerken “Bu ben olamam!” demek. Ya da bir video görüntünüzdeki yüzünüze yabancı hissetmek. İçimizde taşıdığımız imajla dışarıda…