Ay: Ağustos 2025

  • İnsanı insan yapan önemli unsurlardan biri doğayla kurduğu ilişkidir. Bu ilişkide gösterdiği tevazu yaşamı kolaylaştırır, kibri ise felaketlere neden olur. Ben bu yazımda bunun arkasında yatan sebepleri kendi düşünsel yolculuğumda anlatmak istiyorum. Doğa sevgisi şöyledir böyledir gibi misyonerlik cümleleri kurmayı yersiz bulduğumdan dolayı bu yazıyı daha direkt bir üslup ile kurgulamayı hedefliyorum. Zira kendini arayan…

  • Spinoza’yı okurken karşıma çıkan bazı kavramlar kolayca zihnime yerleşti: sevinç, keder, cesaret, cömertlik… Hepsi hayatın içinde deneyimlediğimiz duygularla bağlantılıydı. Ama sırada öyle bir kavram vardı ki hep düşündürdü beni: “acquiescentia“. Türkçeye “memnuniyet”, “tatminlik” ya da “doyum” diye çevriliyor. Fakat bu çevirilerde kelime, gündelik hayatın sıradan bir tebessümüne indirgeniyor. Oysa Spinoza için acquiescentia çok daha köklü bir şey: insanın…

  • Spinoza’yı okurken beni en tedirgin eden kavramlardan biri “zalimlik” oldu. Çünkü onun tanımladığı bütün duygular bir şekilde bize, yani kendi bedenimize ve kudretimize aitti: sevinç, keder, sevgi, nefret… Hepsi bizim varlığımızın artışı ya da azalışıyla ilgiliydi. Ama zalimlik farklıydı. Spinoza, Ethica’nın üçüncü kitabında şöyle der:“Zalimlik, sevdiğimiz ya da acıdığımız birine zarar vermeye yönelik duyulan dürtüdür.” Ve…

  • Spinoza’yla tanıştıktan sonra en çok düşündüğüm kavramlardan biri “sevinç” oldu. Çünkü sevinç deyince hepimizin aklına benzer şeyler gelir: bir şarkı, bir manzara, bir insan… Ama Spinoza’ya göre sevinçlerimiz her zaman bize ait değildir. Onların bazıları pasiftir, bazıları ise aktif. Bu ayrım benim için çok şey değiştirdi. Dilerim sizin içinde faydalı olur. Pasif Sevinçler Spinoza der…

  • Ankara, ancak içinde yaşayanların deneyimleriyle anlaşılabilecek bir şehir. Dışarıdan bakıldığında gri, soğuk, hatta kasvetli gelebilir. Ama onunla bağ kuranlar için bambaşka bir derinliği vardır. “Ankaralılar” demiyorum; Ankarayla bağ kurabilenleri kastediyorum. Bu şehir, yaşadıklarımız ve öğrendiklerimiz üzerinden kendini açar. Yaş aldıkça Ankara’da var olma ve kendini arama yolculuğuna çıkan insanlara daha çok ilgi duymaya başladım. Belki…

  • Anadolu’da kurtlar bir belalıdır demiş ve devam etmiş büyük usta… Bir kurt, koyun veya keçi sürüsüne dalar sadece bir tanesini alır götürür, ancak bütün sürüyü parçalar. Kurt dalmış sürüden artık hayır yoktur… Koyundan, keçiden başka geçimi olmayan Anadolu köylüsü, eğer sürüsüne böylesine kurt girmişse çöker, biter, açlıkla karşı karşıya kalır. Bu nedenle kurt gittikten sonra,…

  • Sabah bahçeye çıktığımda, güneşin yumuşak ışığında güzel bir uğraş gibi görünen ot yolma işi, saatler ilerledikçe bambaşka bir anlama dönüştü. Elimde eldivenler, dizlerim toprakta, yabani sarmaşıkların köklerini sökerken zihnimde tuhaf bir düello metaforu şekillenmeye başladı. Bu sarmaşıklar tam da bazı insanları andırıyordu. Önce masum görünümlü, küçük yeşil filizler halinde ortaya çıkıyorlar. Etraflarında bulunan en güçlü,…

  • Sahil şeridini renkli şemsiyeler süslüyordu. Güneş tepeden inerken, gökyüzü çoktan turuncuya boyanmıştı. Karşımda uçsuz bucaksız bir deniz. Ufuk çizgisi yok, sınır yok. Bir adım atıyorum suya; hafif serinlik tenime işliyor. Bir adım daha… Ayaklarım kumları ezerken deniz giderek derinleşiyor. Belime gelen sular, dalgalara karşı direncimi zayıflatıyor. O an içimden geçiyor: “Yaşamın tam ortasındayım.” Çevreme bakıyorum;…

  • İnsan, ölüm karşısında kendini hep sıra ona hiç gelmeyecekmiş gibi avutuyor. Ölümü düşünmemeye çalışıyor. Oysa dünyasında bundan daha gerçek hiçbir şey yok. Varlığı kesin. Doğduğun an, bir gün öleceğin de kesinleşiyor. Ne zaman olacağını bilemezsin. Belki bilmek istemezsin. Ya da… ister misin? Öleceğin günü bilseydin, hayatında neler değişirdi?Kalan zamanını, hemen tüketebileceğin kadar dünyevi zevke mi…

  • Bugün pazar. Pencereden süzülen güneşin altında kahveni yudumlarken belki de bu satırları okuyorsun. Haftanın yorgunluğunu üzerinden atmaya çalıştığın, biraz nefes aldığın bir gün burası. Bazen böyle anlarda aklımı en çok meşgul eden şey, nerede duracağımızı bilmek oluyor. Çünkü bize hep “asla vazgeçme” denir ama kimse “bazen bırakmak gerekir” demez. Hayat, yalnızca tutunmayı değil, bırakabilmeyi de…