fisosif
Düşünceler, deneyimler, dönüşümler
Son Yazılar
- Ocak 2026 (1)
- Aralık 2025 (1)
- Kasım 2025 (1)
- Ekim 2025 (5)
- Eylül 2025 (8)
- Ağustos 2025 (17)
- Temmuz 2025 (17)
- Haziran 2025 (1)
iletisim@fisosif.com
Ay: Temmuz 2025
-
Geçtiğimiz haftayı Avrupa’da, üç ülkede ve sayısız şehirde geçirdim. Milano, Como, Lugano, Nice, Cannes, Monaco, St. Tropez ve Marsilya… Altı güne sığdırılmış bir yolculuk. Yorucu muydu? Evet. Ama bu yorgunluk, bedenden çok zihni açan bir yorgunluktu. Milano’ya adım attığım ilk anda hissettiğim şey bir şıklık dalgası oldu. İnsanların üzerinde bir tür zahmetsiz zarafet var; giyimlerinden…
-
Bir adam, omuzlarına neredeyse kendi ağırlığında bir taş almış. Her sabah o taşı bir dağın zirvesine kadar sürüklüyor. Adım adım, ter içinde, yalnız. Ve tam zirveye vardığında, taş kayıyor. Yeniden aşağı yuvarlanıyor. Adam durup izliyor. Sonra geri iniyor, taşı yeniden omuzluyor. Tanrılar Sisifos’a bu cezayı vermişti: Anlamsız bir işi sonsuza dek tekrarlamak. Ama bu sadece…
-
Ankara, Türkiye’nin başkentidir. Bu unvan ona rastlantıyla verilmedi. Dönemin koşulları düşünüldüğünde, seçimin arkasında oldukça akılcı nedenler vardı. Ancak bu yazı, siyasi ya da jeopolitik gerekçelere değil; Ankara’yla benim aramdaki kişisel bağa dair. Bu şehir, insanları ve onların hayata bakışıyla özeldir. Hakkında çok konuşulur. Özellikle İstanbullular, Ankara’yı eleştirmeye bayılır. Ne gariptir ki en çok eleştirenler burada…
-
Bazen bir kahve kokusu, eski bir şarkının ilk notası ya da yağmur sonrası toprağa sinen o tanıdık hava… Ansızın geçmiş, parmaklarını şimdinin dokusuna geçirir ve her şey canlanır. O anda, zamanın doğrusal olduğu yalanı çatlar. Çünkü geçmiş hiçbir zaman bütünüyle gitmez; sadece bekler. Hafızamız hiç de sandığımız kadar katı değildir. Her hatırlayış, yeniden yaratımdır. Anılar,…
-
Dün evde huzurla otururken apartman grubuna bir mesaj geldi. Mesajda bir komşumuz video göndermişti. Videoda, çatının uç kısmından sarkan bir ipe ayağından dolanmış bir kırlangıç, çaresizce çırpınıyordu. Komşumuz elindeki sopayla ulaşamadığını söyleyip, “Daha uzun bir şey var mı?” diye soruyordu. Aklıma uzun bitkiler için kullandığım destek sopaları geldi. Elimde hem bambu hem de sert plastikten…
-
Gece saat dört sularında yine beni yanına çağırarak uyandırdı. Gözümü açtım ama zihnim zaten uyanmıştı. Bilgisayara koştum. Aklıma ilk düşenleri yazmak istedim. Beyaz sayfa önümdeydi. Uzun bir süre sadece baktık birbirimize. Sonra o eski konu yeniden yükseldi: Kimliğimizin değişkenliği. On yıl önceki ben ile bugünkü ben aynı kişi miyim? Bunca şey yaşandı. Sadece yaşadıklarımı düşünsem…
-
Unutulacağımızı bilmek, yaşamın en derin paradokslarından biridir. Belki de en büyük özgürlük, hatırlanma yükünden kurtulmakta saklıdır. Çoğu insan dedesinin babasını tanımaz. Adını bile hatırlamaz. Yüz yıl sonra biz de aynı sessizliğe karışacağız. İşte o sessizlik, insanın üçüncü ve en derin ölümüdür. Miras bırakmak, ölümsüzlük arzumuzun zarif bir kılıfıdır. Herkes bir şeyler bırakmanın peşinde koşar: bir…
-
Bazı günleri diğerlerinden daha çok sevmemin nedeni, o günleri birlikte geçirdiğim insanların niteliğidir. Zor bir etkinlik bile dostlarımın varlığıyla kolaylaşır. Sosyal bir varlık olmak benim için bir zorunluluk değil, bir yaşam felsefesidir. Sosyalliği bir öğretmen gibi görürüm; insanlara ve onların manevi dünyasına odaklanarak ilişki kurmaktan büyük keyif alırım. Onların gözlerinin içine bakar, fayda sağlayacağına inandığım…
-
“Nerede o eski yazlar?” demekten hoşlanmam. Nostaljiye fazlaca tutunmanın bugünü kaçırmak olduğuna inanırım. Fakat konu yaz mevsimi olunca, durup düşünmemek elde değil. Çocukken yaz, her şeyden önce özgürlüktü. Okullar kapanır, gündüzler uzar, sokaklar oyunla dolar, meyveler, dondurmalar sofrayı süslerdi. Eğer şanslıysak bir tatil, bir köy yolculuğu ya da yeni bir macera da bu mevsime denk…
-
Kendimle ilgili önemli bir özelliği fark ettim dün gece. En yakın arkadaşımla keyifli bir sohbet esnasında konu konuyu açtıkça zor bir sorunun surlarında bulduk kendimizi: insan ilişkilerindeki sırrın nedir? Öncelikle beni yakinen tanımayanlar için peşinen bir açıklama yapmam gerektiği düşüncesindeyim. Ben modern çağda hayatını insan ilişkileri ve buna paralel olarak onları dinleme, anlama, anlatma, anlaşma…