fisosif
Düşünceler, deneyimler, dönüşümler
Son Yazılar
- Ocak 2026 (1)
- Aralık 2025 (1)
- Kasım 2025 (1)
- Ekim 2025 (5)
- Eylül 2025 (8)
- Ağustos 2025 (17)
- Temmuz 2025 (17)
- Haziran 2025 (1)
iletisim@fisosif.com
Yıl: 2025
-
Alsace’ın sessiz kasabası Munster’da, canım biraderim Matiss’le yürürken sohbet yine kendiliğinden derinlere aktı. Bizim konuşmalarımız böyle; konu seçmeyiz, ama birbirimizin hayatındaki izlere dokunmadan da geçmeyiz. O gün fark ettiğim bir şey vardı: Matiss’in hayatında hiç karşılaşmadığı bir duygu, benim uzun zamandır içimde taşıdığım bir ağırlığa denk düşüyordu; “umutsuzluğa bağlı yenilgi.” Bunu o anda dile getirmedim.…
-
Bir cümle doğar.Ve o cümlenin nereden geldiğini asla tam olarak bilemezsin.Bir anda zihinde belirir, sanki seninmiş gibi hissedersin.Oysa belki de, bir milletin en derin yerinden “kolektif bir bilinçten” süzülmüştür. Bir ışık söner, bir fikir yanar.İkisinin arasında bir fark yoktur; yalnızca beden değişmiştir.Çünkü bazı insanlar yalnızca bir ömrü değil, bir çağın düşünme biçimini de kurarlar. Ulu…
-
“Yeryüzünün yüzeyi, kozmik okyanusun kıyısıdır.” — Carl Sagan İki yüz bin yıldır bu gezegendeyiz.Ve onu terk edeli yalnızca altmış dört yıl oldu.Henüz evrenin eşiğindeyiz; ne başlangıçtayız, ne de sonundayız.Belki tam ortasındayız: bir türün kendini anlamaya çalıştığı uzun bir yolculuğun. Göğe bakmayı öğrendik, sonra uçtuk.Uçmayı öğrendik, sonra birbirimizle savaştık.Ama aynı gökyüzü bizi kıtalar arasında birleştirdi, dünyayı…
-
Kapıdan çıkarken dönüp “görüşürüz” dediğimiz o an, yalnızca bir nezaket değildir; insan olmanın en eski, en derin jestlerinden biridir. Çünkü vedalaşma, varoluşun incelikli bir farkındalığıdır. Şempanzeler, filler, yunuslar -sosyal zekâsıyla bilinen tüm bu türler- bir araya geldiklerinde karmaşık selamlama ritüelleri sergiler. Ama ayrılırken? Sessizlik. Yalnızca giderler. İnsan dışında hiçbir tür, ayrılığı ritüelize etmez. Bu fark…
-
Türkiye’de hiçbir sorun konuşularak çözülmez. Çünkü bizde kimse gerçekten dinlemez. Herkesin içinde, karşısındakini duymaktan çok, kendini doğrulatma arzusu vardır. Dinlemek sabır ister, merak ister; oysa bizde dinlemek zayıflık sayılır.Herkes konuşur, kimse anlamaz. Her söz bir savunmadır, her cümle bir saldırı.İnsanlar birbirini duymadığı için değil, duysa bile dayanamamak için susturur. Bu ülkede konuşmalar, anlaşılmak için değil;…
-
Bazen güçlü görünmekten yoruluyorum.Kırılmamak için ördüğüm o görünmez duvarlar artık bana bile karanlık geliyor.Oysa ilk başlarda, insanın en parlak anının savunmasız olduğu anlar olduğunu sanırdım: birine içini açarken, ağlarken ya da “bilmiyorum” diyebildiğinde.Sonra hayat, kırılganlığın zayıflıkla karıştırıldığı bir toplumda yaşadığımı öğretti bana.Kimse düşmek istemiyor, kimse çözülmek istemiyor.Ama belki de çözülmeden dönüşemiyoruz. Toplumsal dilimiz bile direnci…
-
Sağımda solumda onca cefakâr, emektar, saygılı insan var. Gazeteciler, askerler, polisler, doktorlar, öğretmenler… Her biriyle keyifli ve derin dostluklar paylaşıyoruz. Kendimi şanslı hissediyorum. Bunun en temel sebebi onlara kıyasla genç bir yaşta onlarla hayatı paylaşabilmemdir. Her gün yeni şeyler öğreniyorum. Öğrendiğim bilgilerin çoğu benim ya yeni doğduğum yıllar ya da ben henüz bu dünyada olmadığım…
-
Herkes özgürlükten bahsediyor ama kimse özgür olmak istemiyor.Çünkü özgürlük, zincirlerini kırmak değil, zincirlerinden mahrum kalmaktır. İnsan, özgürlüğü arzuladığını söyler ama konforunu, alışkanlıklarını, bağımlılıklarını bırakmaya yanaşmaz.Bu yüzden en büyük yalanımız şudur: “Özgürlüğü istiyoruz.”Hayır, istemiyoruz.Biz sadece tutsaklığımızı daha parlak zincirlerle bezemek istiyoruz. Özgürlük konforu alır.Alışkanlıkların çatısını söker.Sabah işe gitmemek kulağa özgürlük gibi gelir ama düzeni, maaşı, güvencesiyle birlikte…
-
Bu aralar havalar bir öyle bir böyle… Bir bakıyorsun güneşli, bir bakıyorsun yağmurlu. Tam da bu geçiş dönemlerinde hepimizin burnu akıyor, boğazı yanıyor, ciddi bir kırgınlık dolaşıp duruyor. Çoğumuzun çözümü belli: hemen vitaminlere sarılıyoruz. C vitamini, magnezyum, çinko… Raflarda ne varsa eve dolduruyoruz. Bedenimize faydası tartışılmaz ama bazen unuttuğumuz başka takviyeler de var: ruhu ve…
-
Zihin–beden ilişkisinin kavgalı olduğu bir günün akşamında yine aynı yerde, mutfak masasında buldum kendimi. Tuhaf değil mi; en stresli anlarımızda bile aynı köşeye sığınışımız… Sanki o masa, kaosa karşı tek sabit noktamız. Bu sefer niyetim kesindi. Geçtiğimiz günlerde yarım bıraktığım yerden meditasyona devam edecek, orman keşfimi tamamlayacak, hatta fırsat bulabilirsem inşa ettiğim evime geri dönecektim.…